28 Haziran 2012 Perşembe

DİNİ PARÇA PARÇA ETMEK, BİRLİĞİ BOZMAK - 4

DİNİ PARÇA PARÇA ETMEK, BİRLİĞİ BOZMAK - 4

ALLAH BİZE MÜSLÜMAN ADINI VERDİ, (O FIRKAYA ŞU GRUBA DEĞİL) ALLAH’A ÇAĞIR , (ŞUNLARDANIM BUNLARDANIM DEĞİL) “BEN MÜSLÜMANLARDANIM” DE :

(İnsanları) Allah'a çağıran, iyi iş yapan ve "Ben müslümanlardanım" diyenden kimin sözü daha güzeldir? (Fussilet 44)
(Konuyla ilgili diğer ayetler açıklamalardan sonra sayfanın altındadır)

Mahmut Toptaş:
Günümüzde herkes kendi fikrine çağırıyor, kendisinin doğru oldu­ğunu iddia ediyor, kabul etmeyenleri de zorla kabul ettirmeye çalışıyor. Böyle bir durumda biz ne yapalım? İnsanların dediklerine kulak verip, hangisinin haklı olduğunu araştırıp, birilerine mi tabi olalım? Yani Bizim gibi bir insanın peşinden mi gidelim?
İnsan, insanın peşinden gitmez. Allah (cc) her insanı ayrı ayrı ya­ratmıştır. Her insana ayrı ayrı özellikler ve güzellikler vermiştir. Herkes bu özelliklerini ve güzelliklerini bu dünya sahnesinde ortaya çı­karmak, madenini keşfetmek ve hakkın rızası için halkın istifadesine sunmakla görevlidir.
Madem ki; bizim dışımızdakiler, insanları ayrı bir yere davet ediyor, bizim de insanları bir yere davet etmemiz gerekiyor. Rabbim bu ayette onu bize haber veriyor.
"Allah'a çağırandan daha güzel sözlü kim vardır?"
İnsanlara; "gelin benim etrafımda toplanın, benim gölgemde hareket edin, benim sayemde yaşayın" (‘saye’ Farsça'dır. Gölge anlamına gelir) cümleleri hoş olmayan cümlelerdir. Çünkü yeryüzünde yaratılmış her şeyin gölgesi insana rahatlık verir. Ama 8-10 insanı yan yana dizip de onların gölgesinde gölgelenmek isteseniz rahat edemezsiniz. İnsanın gölgesinde rahat edemiyorsak, insanın fikrinin gölgesinde nasıl rahat ederiz.
İnsanı yaratan, insanın fikrini yaratan Allah'a (cc.) tabi olmaktan başka insana izzet ve şeref verecek herhangi bir hareket yoktur. Biz insanları hiçbir insana davet etmeyiz Allah'a davet ediyoruz.
Allah'a davet edeceğiz ama, kendimiz de o daveti yerine getirece­ğiz. "Ve amile Salihan" bunu ifade eder.
Güzel işlerin ölçüsü, Allah'ın kitabında, Rasûlü'nün örnek hayatında bize bildirilmiştir. Ona uygun bir hayat yaşarsak, hem Allah'a davet etmiş oluruz, hem de davet ettiğimiz şeyi fiilen yapmış oluruz. "Ben Müslümanım" diyerek sözlerin en güzelini söyliyeceğiz.

…Peygamberin size şahit olması, sizin de insanlara şahit olmanız için, O, gerek daha önce (gelmiş kitaplarda), gerekse bunda (Kur'an'da) size "müslümanlar" adını verdi…  (Hac 78)
Ali Küçük:
            Ey müslümanlar, madem ki Rabbiniz daha önce de, şimdi de size müslüman ismini verdi, öyleyse adınız sadece müslüman olsun. Çünkü bu ismi size Allah verdi. Bu ismin dışında kendinize başka şeref aramayın. Sizi müslüman diye çağırsınlar ve siz müslüman olarak ölün. Adımız müslüman. Bütün insanlığın imamı, imamımız İbrahim (as), dinimiz İbrahim (as)’ın dini İslâm’dır. Kendimize bunun dışında ne bir din ararız, ne bir şeref ararız, ne de bir isim peşine düşeriz.
            Böylece şu son peygamber size şahit olsun diye ki bu dini o getirdi, bu kitabı o getirdi. Sizi İbrahim (as)’a nispet ettiren o Resul size şahittir. Sizler de tüm insanlığa şahitler olasınız diye Rabbiniz size müslüman ismini vermiş, sizi şereflerin en yücesiyle şereflendirmiştir.
……
Şimdi biz insanlara şahitler olmak zorundayız. Peki nasıl şahit olunur insanlara? Bunun yolu, bütün insanlara bu dini götürür, Kur’an âyetlerini bütün insanlara ulaştırır, dünya üzerinde Allah’tan ve Onun âyetlerinden, cennetten, cehennemden haberdar edilmedik bir tek insan kalmayacak biçimde herkesi haberdar edebilirsek işte o zaman biz insanlara şahitlik görevimizi yapmışız demektir. Tıpkı Resulullahın bu ümmet üzerine şahitlik yaptığı gibi.
            Öyleyse gelin ey müslümanlar, öyle güzel bir Müslümanlık yaşayalım ki tüm dünya insanlığı güzeli bizde görsün, kulluğu bizde görsün ve dirilsin. Öyle güzel tebliğ edelim ki Allah’ın dinini yeryüzünde benim bundan haberim yoktu diyen bir tek insan kalmasın.

Konuyla ilgili diğer ayetler:
Bunu İbrahim de kendi oğullarına vasiyet etti, Yakub da: Oğullarım! Allah sizin için bu dini (İslam'ı) seçti. O halde sadece müslümanlar olarak ölünüz (dedi). (Bakara 132)

Resulüm!) de ki: Ey ehl-i kitap! Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze geliniz: Allah'tan başkasına tapmayalım. O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilahlaştırmasın. Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, işte o zaman: Şahit olun ki biz müslümanlarız! deyiniz. (Al-i İmran 64)

Ey iman edenler! Allah'tan, O'na yaraşır şekilde korkun ve ancak müslümanlar olarak can verin. (Al-i İmran 102)
O'nun ortağı yoktur. Bana sadece bu emrolundu ve ben müslümanların ilkiyim. (En’am 163)

"Eğer yüz çeviriyorsanız, zaten ben sizden bir ücret istemedim. Benim ecrim Allah'tan başkasına ait değildir ve bana müslümanlardan olmam emrolundu." (Yunus 72)

"Ey Rabbim! Mülkten bana (nasibimi) verdin ve bana (rüyada görülen) olayların yorumunu da öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Sen dünyada da ahirette de benim sahibimsin. Beni müslüman olarak öldür ve beni salihler arasına kat!" (Yusuf 101)

(De ki:) Ben ancak, bu şehrin (Mekke'nin) Rabbine -ki O burayı dokunulmaz kılmıştır- kulluk etmekle emrolundum. Her şey de zaten O'na aittir. Bana müslümanlardan olmam " emredildi. (Neml 92)

Bana müslümanların ilki olmam emrolundu. (Zümer 12)

Biz insana, ana-babasına iyilik etmesini tavsiye ettik. Annesi onu zahmetle taşıdı ve zahmetle doğurdu. Taşınması ile sütten kesilmesi, otuz ay sürer. Nihayet insan, güçlü çağına erip kırk yaşına varınca der ki: Rabbim! Bana ve ana-babama verdiğin nimete şükretmemi ve razı olacağın yararlı iş yapmamı temin et. Benim için de zürriyetim için de iyiliği devam ettir. Ben sana döndüm. Ve elbette ki ben müslümanlardanım. (Ahkaf 15)

20 Haziran 2012 Çarşamba

DİNİ PARÇA PARÇA ETMEK, BİRLİĞİ BOZMAK - 3

PARÇALANIP AYRILIĞA DÜŞMEYİN :

3. sure (ÂLİ IMRÂN) 105. ayet
Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte bunlar için büyük bir azap vardır.
(Konuyla ilgili diğer ayetler açıklamalardan sonra sayfanın altındadır)
Diyanet :
Geçmişte peygamberlerin getirdikleri kitaplara ve apaçık delillere rağ­men insanlar, anlamsız ve faydasız tartışmalar yüzünden asıl görevlerini unutmuş­lar ve kendilerine tevdi edilen emaneti koruyamamışlardır. İçine düştükleri ayrı­lık, toplumların bölünmesine ve parçalanmasına sebep olmuştur. Sonuçta insanlar hakkı ayakta tutamaz, iyilikleri tavsiye edemez, kötülükleri engelleyemez duruma gelmişlerdir... Bu yüzden Allah müslümanları uyarmakta, geçmiş milletlerin düştükleri hataya düşmemelerini emretmektedir.

Ali Küçük :
Şu tefrikaya düşenler gibi olmayın. Şu fırkalaşanlar, ihtilâf edenler, tefrikaya düşenler, birbirlerine düşenler gibi, ihtilâf edip birbirlerine muhalif ve birbirlerine muhtelif tavırlar içine girenler gibi olmayın. Ayrılanlar, parçalananlar, ayrımcılıktan yana olanlar gibi olmayın….
Dini parçalayıp hayatın bazı alanlarında, Allah’ın dinini, öteki alanlarında da, başkalarının dinlerini, başkalarının hayat programlarını uygulayanlar gibi olmayın.
Kitabı parçalayıp her biri kitabın bir bölümünü bayraklaştıranlardan, her biri kitabın bir bölümüne sarılıp kendilerini de parça parça edenler gibi olmayın.
Peygamberi parçalayıp, onun hayatının, onun sünnetinin bir bölümünü kabul edip bir bölümünü reddedenler gibi olmayın. Peygamberleri parçalayıp, bir kısmına inanan bir kısmını reddedenler gibi olmayın. Peygamberin şu yönüne tamam, ama şu yönünü kabul edemeyiz diyenler gibi olmayın. Ona iki şahsiyet izâfe edenler gibi olmayın.
….
Nedir bu hayatınız böyle? Namazda birleşiyorsunuz da, sosyal hayatta ayrılıyor musunuz? Namazda Rab Allah da, sosyal hayatta Rab başkaları mı? Namazın Rabbi, hayatın Rabbi değil mi? Haccın Rabbiyle, sosyal ve siyasal yasaların Rabbi ayrı mı? Namazda ayrı bir Rabbi ama kılık kıyafette ayrı bir Rabbi mi dinliyorsunuz? Birden çok Rab kaynaklı bir hayat yaşayarak hayatı parçalamadan yana mısınız? Ayrı ayrı gruplarla, ayrı ayrı isimlerle, ayrı ayrı cemaatlerle kendi kendinizi niye parçalıyorsunuz? İslâm cemaati size yetmiyor mu? İslâm cemaatinin üyesi olmak yetmiyor mu? Müslüman ismi size yetmiyor mu?
İsimlerin, mensubiyetlerin en şereflisi Allah katında din İslâm iken niye kendinize başka başka isimler bularak böyle gruplaşmalar içine giriyorsunuz? Yapmayın bunu. Allah katında hak din, tek din İslâm’dır ve sizin isminiz de isimlerin en şereflisi olan müslümandır. Kabirde de bununla çağrılacak, bununla sorgulanacak ve bununla kurtulacaksınız.
Öyleyse niye bu sizden önceki ehl-i kitap gibi asıldan, kökten ayrılıp fırkalaşmadan yana bir tavır sergiliyorsunuz? Hocanız mı bu ehl-i kitap sizin? Bir düşünsenize, tüm müslümanlar olarak namazda ayrı ayrı kıblelere mi yöneliyorsunuz? Ayrı ayrı Rablere mi kulluk ediyorsunuz? Ayrı ayrı kitaplara, ayrı ayrı peygamberlere mi iman ediyorsunuz? Hal böyleyken bu parçalanmanızın sebebi nedir? Yoksa Allah’ı bırakıp da kendinize ayrı ayrı tanrılar mı buldunuz? Yoksa peygamberinizi bıraktınız da kendinize ayrı ayrı önderler, örnekler mi bulup, her bireriniz onların peşinden mi gidiyorsunuz? Yoksa kitabınızı bıraktınız da, her bireriniz kendinize yeni yeni kitaplar bulup onlarla mı amel ediyorsunuz?
         Daha önce kitap ehli kendilerine Beyyinât geldikten sonra, kendilerine Allah’tan apaçık deliller geldikten sonra sapıttılar, ayrıştılar, sakın ha sizler onlar gibi olmayın. Peki ne demek bu? Arkadaşlar bu şu demektir: Ey müslümanlar, sakın ha sakın sizler Kur’an’la beraber olduktan sonra, size Rabbinizden gün kadar açık âyetler geldikten sonra kitaptan ayrılıp, kitabı terk edip, kendinize ayrı ayrı yollar edinmeyin, kendinizi ayrı ayrı gruplar etmeyin artık. Kur’an’la birleşin, Kur’an’la bütünleşin demektir…

Konuyla ilgili diğer ayetler:
98. sure (BEYYİNE) 4. ayet
Kendilerine kitap verilenler ancak o açık delil (Peygamber) kendilerine geldikten sonra ayrılığa düştüler.

8. sure (ENFÂL) 46. ayet
Allah ve Resûlüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin; sonra korkuya kapılırsınız da kuvvetiniz gider. Bir de sabredin. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.

3. sure (ÂLİ IMRÂN) 103. ayet
Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı yapışın; parçalanmayın. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman kişiler idiniz de O, gönüllerinizi birleştirmişti ve O'nun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz. Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız.
42. sure (ŞÛRÂ) 13. ayet
«Dini ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin» diye Nuh'a tavsiye ettiğini, sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya tavsiye ettiğimizi Allah size de din kıldı. Fakat kendilerini çağırdığın bu (din), Allah'a ortak koşanlara ağır geldi. Allah dilediğini kendisine (peygamber) seçer ve kendisine yöneleni de doğru yola iletir.

11. sure (HÛD) 110. ayet
Andolsun biz Musa'ya Kitab'ı verdik; fakat onda ihtilaf edildi. Eğer Rabbinden bir söz geçmemiş olsaydı, elbette onların arasında hüküm verilmişti (ve işleri de bitirilmişti). Şüphesiz ki onlar (Mekkeliler) de Kur'an hakkında derin bir şüphe içindedirler.

10. sure (YÛNUS) 93. ayet
Andolsun biz İsrailoğullarını güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz nimetlerden rızık verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Şüphesiz ki Rabbin, kıyamet günü onların, aralarında ihtilaf etmekte oldukları şeyler hakkında hükmedecektir.

15 Haziran 2012 Cuma

DİNİ PARÇA PARÇA ETMEK, BİRLİĞİ BOZMAK - 2


DİNİ VE MÜSLÜMANLARI GRUPLARA BÖLMEK, KENDİ GRUBUYLA GÖRÜŞÜYLE ÖVÜNMEK :

30. sure (RÛM) 32. ayet

Dinlerini parçalayan ve bölük bölük olanlardan (olmayın. Bunlardan) her fırka, kendilerinde olan ile böbürlenmektedir.

Diyanet :
Dini ve fıtratın gereklerini olduğu gibi kabullenmedikleri için onu bölen ve bu sebeple fırkalara ayrılanların da bir tür şirk içine düştüklerini göstermektedir. Bu tutumun şirk olarak nitelenmesi, söz konusu kişilerin kendi iradelerini ve kişisel arzularını ilâhî irade ve bildirime eşdeğer görüp dine ve fıtrata kısmen uymaları ve işlerine gelmeyen kısmında başlarına buyruk olmayı tercih etmeleri, üstelik kendi isteklerine taassup göstererek bağlandıkları için onları din mertebesine çıkarmalarıdır; böylece bu kimseler, şirkin hatıra İlk gelen mânasına yaklaşmakta yani başka varlıkları Allah'a ortak koşma kapsamına girmiş olmaktadırlar. Tefsirlerde genellikle burada, değişik fırkalara ayırılan yahudi ve hıristiyanların, hak din olan İslâm'ı terkedenlerin veya İslâm ümmeti içinde bid'atler geliştirenlerin ve bölünmeyi körükleyenlerin kastedildiği yorumu yapılmıştır.



23. sure (MÜ'MİNÛN) 53. ayet

Ne var ki insanlar kendi aralarındaki işlerini parça parça böldüler. Her grup kendilerinde bulunan (fikir ve davranış) ile sevinip böbürlenmektedirler.

Ali Küçük :
…Her bir grup, her bir hizip, her bir fırka kendi yoluyla, kendi özelliğiyle, kendi hayatıyla sevindiler, mutmain oldular. Herkes, her bir grup kendi anlayışıyla, kendi yoluyla şımarıklaştı, ben haklıyım dedi, biz haklıyız dedi, biz haktayız dedi, bizden başka hakta kimse yok dedi...
Ve işte şu anda Muhammed (a.s) in ümmeti içinde de bu fırkalaşmaları görüyoruz. Tek ümmet oldukları halde, hepsi de Müslüman oldukları halde aralarındaki ufak tefek imana taalluk etmeyen metot farklılıklarını öne sürerek birbirlerini tekfir ederek, sadece kendilerini haklı ve hak yolda olduklarını iddia ederek, diğerlerini sapıklıkla itham ederek bir fırkalaşmanın içine girdiklerini görüyoruz.

10 Haziran 2012 Pazar

DİNİ PARÇA PARÇA ETMEK, BİRLİĞİ BOZMAK - 1

6. sure (EN'ÂM) 159. ayet

Dinlerini parça parça edip gruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah'a kalmıştır. Sonra Allah onlara yaptıklarını bildirecektir.


Elmalılı Hamdi Yazır :
Muhakkak ki dinlerini parçalayıp ayıranlar, dinin bazı hükümlerini tanıyıp, bazısını tanımayarak parçalayan veya dinlerini gerçek tevhidde toplamayıp, çeşitli emeller, mabudlar, metbûlar (kendisine uyulan) ve türlü türlü yollarla çatallandıran veya din, insanın iç dünyasına ve ruhuna aittir, dışına ve cismine karışmaz din insanın filan işine hakim ise de filan işine karışmaz; din başka, millet başkadır, demek gibi bir tavırla dinlerini birçok işlerinden ayıranlar.
Hamze ve Kisâî kırâetlerinde okunduğuna göre, bu şekillerden biriyle hak dinlerinden ayrılmaya kalkışanlar; gücünü birlik için değil, ayrılık için harcayanlar ve grup grup olanlar, yani her biri ayrı bir başkana ve başka bir duygu ve isteğe taraftarlık ederek grup grup olup ayrılığa düşenler ki, müşrikler baştan başa böyle oldukları gibi yahudi ve hıristiyanlar da böyle olmuşlar ve ne yazık ki, müslümanlar da her düşüş dönemlerinde bu durumlara düşmüşlerdir….



21. sure (ENBİYÂ) 93. ayet

Ama insanlar, din konusunda aralarında bölüklere ayrıldılar, hepsi Bize döneceklerdir.

Ali Küçük:
… Onlar hepsi bir tek ümmet olan, hepsi bir tek dinin sahibi olan, hepsi bir tek Rabbe inanıp bir tek Rabbe kulluk eden peygamberleri parçaladılar. Peygamberlerin tümünün mensubu bulundukları tek ümmeti, tek milleti, tek dini, tek yolu paramparça yaptılar.. Gruplaştırdılar da her bireri bir parçasına sarıldılar. Tek bir ümmet olan İslâm ümmetini parçaladılar da her biri farklı bir isimle anılmaya başladılar. Halbuki az evvel anlattı elçilerini Rabbimiz. Onların tamamı tek dinin, tek ümmetin mensubuydular. Hepsinin dini İslâm’dı, hepsi müslümandı onların. Onlar bu peygamberlerin yolunu, dinini parçaladılar….